-Bir devlet, kendisinin seçen halka çaktırmamak için en önemli ve kamuoyunun ilgisinin bulunduğu faaliyetleri gece yarısı yapar mı?
Devam edelim. Sabah uyandığımda da değişik kurum ve kişilerden buna benzer birkaç mail birikmişti. Sosyal medyada da ciddi bir gündem oluşmuş. Bu sabah yine Gezi Parkı'ndan bilgiler gelmeye başladı. Az sayıda insan direnmekteydi ancak yıkım ekipleri tabii ki direnenleri umursamamaya çalışıyorlardı. Az sonra polislerin müdahalese başladı. Şimdi buraya kadar hemen herşey normal (3. sınıf bir ülke için) görünüyor değil mi? Şimdi hazır olun ve şu yazıya bakın;
Ozrl sirket elemanlarina zabita yelegi giydirmisler. Neo liberal sistemin ozeti budur
— sirrisureyyaonder (@sirsureyya) 28 Mayıs 2013
Nasıl, ilginç değil mi? Devlet memuru kılığına girmiş siviller, size devlet kılığına girmiş bir özel şirket hissi uyandırmıyor mu? Böyle saçmalık olur mu peki? Bence olur. Mesela düşünülmesi gereken küçücük bir soru daha sorayım;-Hükümet hemen her şeyi özelleştirirken, inşaat sektörünü bir anlamda neden devletleştirdi? Kendi neo-liberal sisteminde bir gedik oluşturmak işlerine mi geliyordu yoksa?

Şimdi olay biraz ilginç olmaya başladı değil mi? Günün geri kalanında da değişen bir şey pek olmadı. Sivil toplum örgütlerimiz yine tepki kabızlığı yaşayarak, olay yerine gidip direnişe katılmak yerine laf ürettiler. Akşam da toplaşıyorlar hayırlısıyla. Tabii bu arada, çalışmalar durduruldu. Sırrı Süreyya Önder'in de büyük etkisiyle yıkım ekipleri ufaktan bir geri adım attılar. He bu arada, aradan geçen o kadar saatte birtek Gürsel Tekin ile Gülseren Onanç'ı yanında görebildik. Ne diyelim, helal olsun Sırrı'ya.

Ne olacağını biliyor musunuz? Taksim Gezi Parkı AVM olacak. Kimse de bunu engelleyemeyecek. Bunun sebebini de kendimce söyleyeyim; bizim memlekette tepkiler ne yazık ki en fazla 3 gün sürüyor. Sonra da imza kampanyalarına bağlıyoruz olayı. Sonra da öyle sürüp gidiyor.
Peki burada mevzu sadece Gezi Parkı mı? Kesinlikle hayır. Burada olay, hükümetin para için yapabilecekleri. Biraz tarihle süsleyip, azıcık hatıra katıp, bolca boş lafla besledikten sonra neoliberalizmin en uç halini "muhafaza edilecek değer" olarak önümüze koyuyorlar. Sonra da hiçbir şey olmamış gibi hayata devam. Çünkü bizim halkımız ne yazık ki bunu seviyor. Mesela şu sahneden sonra bile şunu söyleyecek insan tanıyorum : "Devlet yatırım yapıyor, ekmek veriyor, bu şerefsizler de işte ancak devlete kafa tutsun. Helal olsun polise. Bunların ağzına sıçacaksın işte böyle."

Malum, bizim millet vuranı, kıranı, öldüreni pek sever. Belki tam olarak bağlantılı değil ama nedense bana çok tanıdık geldi bir görüntü. Hani şu Erdal Eren'i astıran Kenan Evren'in Taksim konuşması var ya. Oradaki kitle, sloganlar, coşmaları falan. Neyse ya boşverin..
Sonuç olarak elbet birgün bir şeyler değişecek. Nazım'ın dediği gibi;
"Ve elbette ki, sevgilim, elbet,
dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya,
dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle: işçi tulumuyla
bu güzelim memlekette hürriyet...."
Birileri gidip, birileri kalacaktır. Ancak zannediyorum ki o güne şahitlik eden nesil biz olmayacağız. Çünkü tarih, hiçbir nesle hakketmedikleri gerçeklik vermez.
He bu arada, yarın 3. Köprü'nün temel atma töreni var. Vatana millete hayırlı olsun.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder