Sözcükler, çağımızda duyguları tanımlamaktan ziyade hissettiklerimizi bir duyguyla bağdaştırmaya yarıyor. Nitekim artık hissettiklerimizin üzerindeki örtüyü hafifçe aralayıp "bu ne lan?" sorusunu soramayacak kadar meşgul insanlarız. Belki de kendi içimizde böylesine çelişmemizin sebebi budur. Kendi sözcüklerimizle besleyip isim koyduğumuz hislerin aslında koyduğumuz isimlerde olmamasıdır sebebin bir kısmı. Hayatımızı yaşarken aslolana değil, kendi verdiğimiz isimlere göre öngörülerde bulunmamızdır öbür kısmı da.
Peki yalnız muhtemel bir sevgiliye bahşedilmiş bir duygu mudur bu sevgi? Sever insan. Neyi olduğunu önemsemeden. İnsanı, doğayı, sanatı sever. Hangisinin daha sevilesi olduğunu hiç düşünmeden. Hepsi için güzel bir zaman hayal eder, barışın ve umudun evladıdır o insan. Hani bütün renkler kirlenirken, önceliği beyaza verdiklerinden dem vuruyor ya şair. İşte en çok bu sevgi yüzündendir ki, beyaz küser her şeye. Çünkü o, aslında bir taraftan kendini kirleteni de sever. Kirleten tanısa renkleri, belki o da sever.
Sevgisizlik duvarından bir kere sıyrıldı mı sevgi, yanından geçe geçe eritir duvarı. Dedim ya işte, azıcık uğraşsa insan aslında her şeyi sever. Başka bir şairin dediği gibi, anneler işte en çok bu sevgiyle çocukların geleceği örecek ellerini işler. Eli eline değdiğinde, işte en çok bu sevgi yüzünden birbirine bakmaya çekinir henüz durumdan habersiz sevgililer.

Sevgi dediğimiz meret, benim için böyle bir şey işte. Aynı zamanda da bir ön şart. "İyi" olabilmenin ön şartı. İyi bir insan olabilmenin ön şartıdır sevgi. İyi bir insan olmanın, geri kalan tüm "iyi" sıfatlarının ön şartı olabilmesi gibi. Sevgisiz iyilik nerede görülmüş ki? Peki bedelsiz sevgi? İşte o da yok.
Örneğin sırf birini çok sevdiği için normalde hiç yapmayacağı şeyi seve seve yapmayan,
Karşısında titrediği otoriteye bile karşı çıkmayan,
Sırf sevdiğini görebilmek için saçma sapan bahanelere sığınmayan kimse var mı aramızda? Yoktur umarım. Ben hiç yapmayan birini biliyorum mesela. Kendi kibrinde boğulan biri. Siz de tanıyorsunuz. Televizyonda, radyoda, sokakta, meydanda, yanınızda vs. sürekli hayatınızda olan biri. Aklınıza geldi değil mi kim olduğu. Heh işte onu geçip ikinciye gelin. Çünkü mutlaka hayatınızda onun gibi biri daha var. İşte o kişiyi karşınıza alıp sorun: Biraz sevgi ister misin?
Bir de küçük bir hatırlatma: sevin, iyi olun ve barışa bir şans verin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder